11 Mart 2017 Cumartesi

At Gözlüklerinizi Çıkartarak Okuyun Bu Yazıyı.

                                  İnsan neye inanmalı?

                                           Peki kim karar verir buna?

                                                  Görüşlerimiz neye göre olmalı?

Kalbinizde sahip olduğunuz inanma gücü, sizi bir yaratıcıya doğru iter. Kendinizi kaptırırsınız ve o yaratıcıya olan şükrünüzü göstermek için çeşitli şeyler yaparsınız.
Benim inancım İslam doğrultusu üzerinden yürüyor. Bağzı insanlara göre zaten olması gereken bu, bağzılarına göre de bu çok yanlış olabiliyor. 

Görüşlerimizi, dinimizi, yaşantımızı, hayat felsefemizi seçerken öncelik olarak büyüklerimizin veya atalarımızın ne yaptığına bakmamamız gerektiğine inanıyorum. Önceliği araştırmaya vermemiz gerekir. Dinimizi seçecek iken öncelik olarak evrensel dinleri araştırmamız gerekir. İslam'ı seçtiyseniz; neden seçtiğinizi, Hristiyan'lığı geri çevirdiyseniz neden geri çevirdiğinizi bilmeniz gerekiyor.

Siyasi görüşünüzü seçerken; Sağcı-Solcu-Anarşizm-Komünizm her ne olursa olsun öncelik olarak bu görüşlerin her birini teker teker araştırmak lazım. 

Benim kendimi bir kalıba soktuğum görüşüm yok. Sağcı da değilimi solcu da değilim. Lakin şu var ki; düşüncelerimi oluştururken Ülkücü zümresinin yazdığı kitapları, Deniz Gezmiş'in, Mahir Çayan'ın ve daha bir çok kişinin, anarşizmin, komünizmin, siyonizmin, liberalizmin vs. her bir görüşün kitaplarını okudum, görüş sahibi kişiler ile görüştüm. Sonuç olarak; özgürlükçü kafaya sahip oldum. 

Eğer ki ülkemizde okur-yazar çok olsaydı; özgür düşünce kalıbı çok yaygın olurdu, ne başörtlülüler dışlanırdı ne de şortlular dövülmezdi.



Alışılmışın dışına çıkmak, sizi özgürlüğün en dibine dahi götürebilir. Araştırmak ve alışılmışın dışında ki şeyleri araştırmak, sizi özgür bir düşünceye iter ve bilgilerinizin artmasına sebep olur. Kaybedeceğiniz faşist insan olur lakin kazanacağınız çok özgür insan olur.


İnançları sınırlayıcı görenler için; 
Kesinlikle sonsuz saygım var onlara. Cesaretlerinizden ötürü tebrik ediyorum sizi. Bir hesabın olduğunu bile bile özgürlüğünün son damlasından dahi vaz geçmiyorsunuz. Size hiçkimseler karışamaz, laf söyeleyemez. Sizin ben arkanızdayım. Özgürlüğe kırık bacaklarla koşan insanlarsınız. 
Eğer bu söylediğimden rahatsız oluyorsanız; işte siz okumayan insanlarsınız. Tonlarca kitap bitirmiş olsanız dâhi, tek bir görüşe uygun bitirmişsiniz o kitapları. Hiçbir kimseler; kuyunun dibinde ne olduğunu bilmeden kuyuya inen, ve bildiği halde özgürlüğünü kısıtladığı için inancından vazgeçen insanlardan daha cesaretli olamaz, olamayız.
Toplumun dayattığı kurallar doğrultusunda
görüşlerin değersiz kılındığı
bir karikatür.

Bugün ki yazımın da sonuna geldim. Umarım bir şeyler katabilmişimdir. Kendinize iyi bakın özgür düşünenler :).

18 Şubat 2017 Cumartesi

Farklılığın Özgürlükle Birleştiği İnce Çizgi

İSTEKLERİN VE TOPLUMUN GÖRÜŞLERİ



Her ne zaman olursa olsun; düşüncelerin hayatına muallakta kalsa bile yol verir; hareketlerini kısıtlar, yapmak istediklerine bile şekil verir. Buna engel olmak ne kadar zordur halbu ki? Cümlelerimi toparlamak isterken bile; fikirlerimi şöyle bir süzgeçten geçiriyorum ki düşünceme ters düşen bir şey söylemeyeyim. Aslında bu seninle alakalı bir durum da değil. "Diktatör Toplum"un da bunda çok katkısı var. 

Sana bir fikir dayatılıyor. Ona ters düşersen eğer; kent sana ters düşer, mahallen, insanlar. Ayırırlar seni ve insanları. Kör, sağır. dilsiz insanların "yapmacık ve ahlak kurallarına ters düşürtmeyen" tavırları. 



"İnsan hudutsuz bir ölçüde dünyaya ‘açılmış’ olarak davranan bir X'tir"
Max Scheler, İnsan ve Kâinattaki Yeri
"Vücudum köle olsa da; düşüncelerim özgürdür",
                                                                                         Sopheclus


"Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar hürriyete layık değildir"
                                                                                          Abraham Lincoln




Ki daha çok özgürlükle ilgili filozof sözü verebiliriz. Toplumumuz zümresinde; erkekler ve kızlar olarak 2 gruba ayrılıyoruz. Kızların; renkleri, sporları, takıları, kıyafetleri, görevleri ve aynı şekilde ki erkeklerin de sıralayabileceğimiz faaliyetleri. 
Bir X erkeği; küpe takarsa; ahlaksız mı yoksa özgür mü olur? Ya da bir Y kızı; saçını tamamiyle kazıtırsa buna toplumca ne deriz? 

Biz Türk toplumu neden -iktidarda ki partiyi desteklemek, kim ne derse buyruğu altında kalmak, doğru yanlış ayırtmaksızın sırf büyük diye görüşünü doğru kabul etmek, kendi görüşünü oluşturmadan zaten oluşmuş görüşleri kabul etmek vs...- sıraladığımız kriterde insan görmeyince o insandan uzaklaşırız?
İnsanları tamamiyle özgür bırakamaz Türk insanı. Yapmak istediği şeyler genel olarak ayrkırı ise "ahlaksız" yakıştırmasını yaparız. 

-Ahlaksızlık;1.
töre kurallarına uymama durumu.

Eğer ahlak dediğiniz kavram sadece Töre ise; ben 
TÖRE DÜŞMANIYIM, GELENEK DÜŞMANIYIM, İNSANLARIN HAREKETLERİNİ KISITLAYAN, BİR ŞEY YAPMAK İSTEYEN İNSANA; "AHLAĞIMIZA UYMUYOR, TÖRELERİMİZE AYKIRI" DİYEREK O İNSANI ÜZEN HER BİR DÜŞÜNCEYE, İDEOLOJİYE KARŞIYIM.



Güneşi Gördüm adlı bir film var. Kendiliğinden gelen "kadın olma hissini taşıyan Kadir isimli oyuncu" yaşadığı küçük köyde; TÖRE denen İLLET nedeniyle bir türlü açığa çıkaramaz isteklerini. Köy; İstanbul'a taşınır ve Kadir (Kado) bir kaç travesti zümresiyle tanışır, töreci ağabeyleri Kado'nun arkadaşlarını ve Kado'da ki değişimleri fark ederek onu bir binanın tepesinde öldürür. Kado ölmeden önce; "ÖLÜNCE ALLAH'IN KARŞISINA ÇIKACAĞIM VE DİYECEĞİM Kİ 'BENİ NEDEN KADIN YARATMADIN'! HADİ VURUN AĞABEY, BEN HAZIRIM!"  der. VE ÖLÜR.

Belki bu bir film olabilir lakin düşünün; bir oğlan çocuğunuz var. Çok küçüklükten beri içerisi hep kıpır kıpır ve sizin değiminiz ile ahlaksız şeyler düşünmek zorunda kalıyor. Bunu öğrendiğinizde elinize getirip silahı ben vereceğim. Çocuğunuzu gerçekten sırf bunun için öldürür müsünüz? Sırf size uymuyor diye; toplumuna uymuyor, törelerinize uymuyor diye çocuğunu öldürecek misin?

Son sözlerimi de eklemek gerekir ise; ÖZGÜRLÜK ve FARKLI OLMAK  suç değildir. Farklı insana yardım edeceğimiz bir durumda yoktur. Onu öyle kabul edene dek biz devrimci diye nitelendirilen gençler; bunun peşini bırakmayacağız. Özgürlüğün ne kadar kıyak bir his olduğunu öğrenmeye ne dersiniz? :). İyi günler..








26 Aralık 2016 Pazartesi

Hala Umudun Var Mı?

BİTECEK Mİ SENCE BU? 

-ve insanın umutları-

Bir insan ele alalım. Mükemmelliğin ötesinde nefes alması bile bir umudu gerektiriyor. Tamamen umutsuz bir insan olur mu hiç? Bana sorarsanız hayır. Dediğim gibi nefes alabiliyor olması bile bir umut değil midir?

Pekala bu umutları tükenen insanlar? 7 yaşındaki bir çocuğu düşünelim. Pak ve masum. Okula gitmek için çantasını hazırlıyor ve okulunda ki ilk günü. Gözünü kapatadursun bir açtığında bakmış Ortaokulda ki son günü. Çocuk ilkokuldan beri koşuyormuş oysa ki. Geçen sürede yazılılar, sözlüler, okul hayatı, TEOG... Sonra gelmiş liseye. Hala neyin içinde olduğunu bilmiyor. Tam anlıyor ki etrafındakiler bir YGS-LYS-KPSS vs. söylüyor. Onu anlamaya çalışırken bir dengesiz çıkıyor "bütün sınav sistemini değiştireceğim" diyor. Bu çocuk tüm bu olayaları anlayadursun bir bakıyor ki YGS-LYS gelmiş. Tamam yine birşeyler birşeyler oluyor giriyor çıkıyor sınava. Bu sefer atanacak mıyım acaba?, kazandım mı acaba? kaygısı başlıyor, Erkekse askerlik kapıda. Kadınsa evinde oturma dönemleri başlıyor. Sonra kazanırsa meslek hayatı hooppp derken ölüp gidiyor...



KAÇIRDIK MI BİRÇOK ŞEYİ?

Dünyanın koşturmasında hatırladık mı dostları? Hergün ne yemek yapsam diye düşünenler, eve gelirken hayale dalanlar, emekliler, öğrenciler.. 

Hangi biriniz bir insanın duygularına değer verdiniz? 

Kaç kere bir insanın heyecanlanması için birşeyler yaptınız?

Sıradan hayatlarına-hayatlarınıza kaç kere renk kattınız?

Kaç kere içten, sıcak bir gülümseme sebebi oldunuz?

-ipleri dolaşmış uçurtma misali- uçup gittik işte. Bitirdik hayatı. Bir evlat doğurdunuz anneler. Tamam baktınız altını temizlediniz sevdiniz vs. ama kaç kere tüm ev işlerini bir kenara bırakıp minik bedenin göğsünüzde uyuyuşunu seyrettiniz?
 


MODERN TOPLUMUN KÖLESİ OLDUK. BİTTİK İŞTE TELEFONUN BAŞINDA. 
Oysa unuttuğumuz birşey vardı, bir insanın özgürlük aşkını, içinde ki heyecanı bitirdik. Herşeyi sıradanlaştırdık.. Olmaması gereken birçok şeyi modern topluma yansıttık. 

DÜNYA İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ HİÇBİRŞEY KALMASADA


Artık unutmayın ki sizin bir sarılmanız bütün dünyayı değiştirecek güce sahip olan insanları uyandırabiliyor. Ki bu öyle bir güç olmuş bir bakıyorsun gerçekten değiştirir dünyayı, lakin yapabileceği birşey yok. İşte buda yazının başından beri bahsettiğim "DUYGU" dur.

SAĞLICAKLA KALIN..














24 Aralık 2016 Cumartesi

Karanlığın Ağzından Özgürlük

KARANLIK GECENİN DİLİ


Sadece kendisi için yaşayan insanlar bence iyi kimseler diyebiliriz. Şunu düşün; insanların giyiminden, topuklu ayakkabısının boyutuna kadar laf eden bir toplum var, yanlarında özgür değilsin, ülkelerinde duramıyorsun, sürekli dışlanıyorsun. Bir yandan da seninle ilgilenmeyen, kendi içinde ki savaşla meşgul olan 3-4 insan zümresi.